Biz Kimiz ?
Suretbaz, Geleneksel Türk Tiyatrosu temelli bir anlayışla üretim yapan bir tiyatrodur. Kökenini meddahın sözünden, ortaoyununun doğrudanlığından, tuluatın cesaretinden alır. Sahneyi güvenli bir tekrar alanı değil; canlı, riskli ve sözünü sakınmayan bir yüzleşme alanı olarak görür.
Bugün özel tiyatroların büyük kısmı, dönüp dolaşıp aynı metinleri, aynı biçimleri ve aynı konforlu anlatıları sahnelemeyi tercih ederken; Suretbaz bu döngünün dışında durur. Biz, var olanı yeniden dolaşıma sokmakla değil, yeni oyunlar üretmekle ilgileniyoruz. Amacımız geçici gösterimler değil; zamanla büyüyen, dönüşen ve kalıcılaşan bir repertuvar yaratmaktır.
Suretbaz için gelenek, korunacak bir vitrin değil; bozularak, dönüştürülerek ve bugüne çarpılarak canlı tutulması gereken bir kaynaktır. Oyunlarımızda gündelik hayatın içinden gelen çatışmaları, insanın ikiyüzlülüğünü, bastırılmış olanı ve sahnede görünmeyene itilen gerçekleri merkeze alırız.
Seyirciyi pasif bir izleyici olarak değil, bu yüzleşmenin ortağı olarak görürüz. Güldürürken rahatlatmayı değil, güldürürken rahatsız etmeyi; düşündürürken güven vermeyi değil, soru işaretleri bırakmayı önemseriz.
Suretbaz, alkış için değil, iz bırakan bir karşılaşma için sahnededir.
Hakkımızda
Suretbaz, Geleneksel Türk Tiyatrosu temelli bir anlayışla üretim yapan bir tiyatrodur. Kökenini meddahın sözünden, ortaoyununun doğrudanlığından, tuluatın cesaretinden alır. Sahneyi güvenli bir tekrar alanı değil; canlı, riskli ve sözünü sakınmayan bir yüzleşme alanı olarak görür.
Bugün özel tiyatroların büyük kısmı, dönüp dolaşıp aynı metinleri, aynı biçimleri ve aynı konforlu anlatıları sahnelemeyi tercih ederken; Suretbaz bu döngünün dışında durur. Biz, var olanı yeniden dolaşıma sokmakla değil, yeni oyunlar üretmekle ilgileniyoruz. Amacımız geçici gösterimler değil; zamanla büyüyen, dönüşen ve kalıcılaşan bir repertuvar yaratmaktır.
Suretbaz için gelenek, korunacak bir vitrin değil; bozularak, dönüştürülerek ve bugüne çarpılarak canlı tutulması gereken bir kaynaktır. Oyunlarımızda gündelik hayatın içinden gelen çatışmaları, insanın ikiyüzlülüğünü, bastırılmış olanı ve sahnede görünmeyene itilen gerçekleri merkeze alırız.
Seyirciyi pasif bir izleyici olarak değil, bu yüzleşmenin ortağı olarak görürüz. Güldürürken rahatlatmayı değil, güldürürken rahatsız etmeyi; düşündürürken güven vermeyi değil, soru işaretleri bırakmayı önemseriz.
Suretbaz, alkış için değil, iz bırakan bir karşılaşma için sahnededir.